17 Aralık 2015 Perşembe

1 Müze 1 Sergi

Salt galata’da bulunan Osmanlı Bankası Müzesi birbirinden güzel tarihi eserlere ev sahipliği yapıyor. 

Müze
1856 yılında İngiliz sermayesiyle kurulan ve 2001 yılında Garanti Bankası ile birleşmesine kadar olan tüm tarihi bulmanız mümkün. Müzeye ilk girişinizle beraber 1856-1869 yıllarından başlayarak kronolojik olarak tüm tarihini incelemeniz mümkün. Bunun yanı sıra; müzeyi tematik olarak incelemek de mümkün. Müzede sergilenen obje ve belgeler, bankanın merkezinin rol oynadığı Genç Osmanlı ve Erken Cumhuriyet dönemlerinin az bilinen dünyasının kapılarını aralıyor. Osmanlı’nın 80 yıllık süreçte geçirdiği önemli değişiklikler, yaşanan krizler ve gelişmeler ele alınırken, diğer yandan aynı dönemin şube binaları, müşterileri, faaliyet alanları ve çalışan profili vurgulanıyor.




Sergi

Murat Morova’nın kişisel sergisi 11 Aralık-30 Ocak 2015 tarihlerinde Taksim’de sergileniyor. Morova bu sergisinde; çocukluğunda ona okunan Taşbaki Halk Hikayeleri’ndeki fantastic karakterleden etkileniyor. Karakterlerin güçlerini adalet ve iyilikten kullanması, H. Ali Cenkleri, Destanlar ve Halk hikaye kitaplarındaki resimler bu serginin çıkış noktası. Günümüzde samimiyet ve safiyet değerlerini itirdiğimizi düşünen sanatçı, bu sergide günümüze bir anlatıda bulunuyor.

Sergiye adını verdiği Ravi kelimesi; namuslu olmaları ile tanınan ve paygamberin hayatını olduğu gibi aktarma hakkı olan kişiler için kullanılıyor. Kağıt ve tuval üzerine yapılmış olan resimler, sanatçının ilham aldığı destanlardaki taş baskı resimlerin dokusunu anımsatıyor.








9 Aralık 2015 Çarşamba

Zamansız bir sergi "Sanatçının zamanı"


Zamanı zamanla sorgulayan sergi, "Sanatçı ve zamanı". 

    Aynı zamanda farklı zamanları hayal edebildiğimiz bu çağda İstanbul modern zamansız bir sergiye ev sahipliği yapıyor. 115 sanatçının 186 çalışmasına yer veren sergi, sanatçının zamanı ile toplumun, kültürün, doğanın ve evrenin zamanı arasında kurulan bağa odaklanıyor. 

    Ahmet Hamdi Tanpınar'ın " Ne içindeyim zamanın ne de büsbütün dışında" sözlerini bir çıkış noktası olarak belirleyen sergi, İstanbul'da yaşanan hayat hikayeleriyle, Anadolu'da yaşanan zamansızlığı bir araya getiriyor. Aynı zamanda sanatın zamansızlığının da vurgulandığı, birçok sanatçının kendilerini birey olarak zaman çerçevesinde yansıttıkları eserlerin yer aldığı "Sanatçı ve zamanı" sergisi 31 aralık 2016 ya kadar devam ediyor.



Haber : Su Özel - Arzu Vila

25 Kasım 2015 Çarşamba

Vatandaş medyaya güvenemiyor


Günümüzde hemen her yerden ulaşılabilen haber kaynakları, zaman zaman gerçek haberlerin yanısıra doğruluğu kanıtlanmamış haberlere de yer veriyor. Yayınlanan bu haberler vatandaşa gerçekçi geliyor mu? Vatandaş yayın organlarına güveniyor, edindiği haberlere inanıyor mu, bu soruların cevabını vermek ise yine vatandaşa düşüyor.

Yaygın olarak kullanılmasına rağmen sosyal medyaya olan güven henüz sağlamlaşmış değil. Diğer yayın organları ise vatandaş tarafından tarafsız olabildiklerinde rağbet görüyor. İnsanlar takip etmedikleri medya kanallarına güvenmiyor ve görüşlerine en yakın olanı seçmeyi tercih ediyorlar.
Bunun dışında televizyonda takip edilen haberlerde spikere göre mi kanala göre mi tercih edildiği ise vatandaşlar arasında çeşitlilik gösteriyor.  

Ana akım medyada halkın güveni tam anlamıyla sağlanmış değil. Vatandaşların bir kısmı sosyal medya üzerinden haber erişimini sağlarken bir bölümü kullanmayı tercih etmiyor. Takip edilen haber kaynakları ne olursa olsun vatandaşlar medyaya güvenmek istiyor.




18 Kasım 2015 Çarşamba

Türkiye'nin ilk konsept kafesi Walter’s Coffee Roastery dünyaya açılıyor



 Dünyanın ilk Breaking Bad temalı kafesi İstanbul Kadıköy'de açıldı. Bu kafeyi diğer kafelerden ayıran en çekici özellik sunumları ve laboratuvar giysileriyle fotoğraf çektirebildiğiniz özel alanı.


 Yaz aylarında açılan ve kahve laboratuvarı konseptiyle bir ilki gerçekleştiren Walter’s Coffee her yönüyle müşterilerin ilgisini çekmeye devam ediyor. Amerikan yapımı dizi Breaking Bad’den ilham alınarak dizayn edilen Walters Coffee, sadece kahve laboratuvarı konseptiyle değil kahveleriyle de fark yaratıyor. Her masada pirizin bulunduğu rahat ve sakin bir çalışma ortamı sunumunun hedeflendiği cafenin henüz 1 yılı tamamlamamış olmasına rağmen devamlı müşterileri var. Müşteriler tarafından şikayet edilen tek şey ise kapanış saati.


 Toplantı odaları ve kendi kahvenizi kavurma imkanının sunulduğu kafenin bir diğer özelliği ise içeri evcil hayvanların alınabilmesi. Sanatçılar, mucitler ve daha birçok kişinin projelerini sunmaları sonucunda fon toplanmasını sağlayan Kickstarter isimli Amerika tabanlı internet sitesine başvurduklarını söyleyen Walter’s Coffee işletme müdürü Serhat Yeşil, hedefledikleri fonu topladıkları takdirde dünyaya açılacaklarını söyledi.






11 Kasım 2015 Çarşamba

"Başka Hayatlar"ın peşindeki fotoğraflar

    
    Geçtiğimiz yıl ilk kez gerçekleştirilen ve İstanbul’da yapılan en kapsamlı fotoğraf organizasyonu olan Fotoİstanbul 2. Beşiktaş Uluslararası Fotoğraf Festivali’nin bu yıl ki teması “Başka Hayatlar”. 





    Sanat yönetmenliğini Attila Durak’ın, küratörlüğünü ise Jason Eskinazi ve Hüseyin Yılmaz’ın yaptığı Fotoİstanbul’un festival kataloğunun giriş metninde Durak, “Festivalimizin ilgi alanı daha çok kim olmadığımız, yani başkalarımız… Bizler, başkalarımızı anlamak ve onları değişmeleri umuduyla değil, oldukları gibi tanımak, hayata sadece kendi açımızdan değil, başka açılardan da bakabilmek, yeri gelince kendimizi bile başka açılardan seyredebilmek, başka düşünceleri, başka aşkları, başka güzellikleri, başka mutlulukları, başka acıları hissetmek istiyoruz… Sizi kendi başımıza yaşadığımız değil, kendi başkalarımızla paylaştığımız bir dünyaya davet ediyoruz.” sözleriyle özetliyor festivalin çerçevesini.

    Beşiktaş’ın meydanlarında, Ortaköy Yetimhanesi ve Ortaköy Sanat Merkezi’nde yer alan festival, ABD, Asya, Avrupa ve Türkiye’den 60’a yakın sanatçıyı bir araya getiriyor.

    


    Fotoğrafçı ile izleyici arasında bir köprü kurulmasını sağlayan Fotoİstanbul, yaşayan en önemli fotoğraf sanatçılarından biri olan Josef Koudelka başta olmak üzere, Anders Petersen, Atta Kim ve Stanley Green gibi dünyaca ünlü isimlerin de yer aldığı 20’ye yakın yabancı sanatçıyı ağırlıyor. Festivalde Türkiye’den ise, aralarında Sıtkı Kösemen, Laleper Aytek, Haluk Çobanoğlu, Kürşat Bayhan, Meltem Işık ve Cemre Yeşil gibi isimlerin bulunduğu 20 fotoğraf sanatçısı yer alıyor.


İKİ "ARA"DA İSTANBUL




    Festivalin “Ustalara Saygı” etkinliği çerçevesinde onur konuğu olan Ara Güler’e özel olarak hazırlanmış bir bölümü de var. Bahçeşehir Üniversitesi’nin yanındaki Beşiktaş Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi Eski Fen-Edebiyat Fakültesi boş alanı, “artık olmayan” bir İstanbul’un fotoğraflarının yanısıra iki “ARA” arasında oluşturulan duvarda yer alan Kayıp İstanbul sergisi, "İstanbul’un gözü” Ara Güler’in şimdiye dek gün ışığına çıkmayan fotoğraflarına da ev sahipliği yapıyor. 




    Ara Güler’in fotoğraflarının hemen aşağısındaki alanda ise festivalin bir diğer usta konuğu Josef Koudelka’nın Akdeniz’e kıyısı olan 20 ülkedeki arkeolojik kalıntılar projesinin Türkiye ayağında çektiği fotoğraflardan oluşan bir seçki yer alıyor. 2017 yılında Paris’teki Pantheon’da ilk kez sergilenecek olan bu projeden Türkiye’ye dair 145 fotoğraf, özel olarak hazırlanan bir odada projeksiyon olarak sunuluyor. 




    Koudelka’nın yanısıra Erdem Varol’un Serbest Düşüş’ü, Rusya’nın kuzey kıyılarında doğup büyüdüğü ve bir zamanlar askeri ve bilimsel bir üssün bulunduğu kasabaya on dokuz yılın ardından dönen Evgenia Arbugaeva’nın Tiksi’si, Mila Teshaieva’nın Umut Veren Sular’ı, İran’ın yakın tarihindeki önemli olayları yeniden canlandıran Azadeh Akhlaghi’nin Bir Görgü Tanığının Gözünden’i, ışık ile; görünmez doğasına rağmen var olan bir şeyin, görünen dünyada bir tezahürü olan ve duyusal bilincimizin ötesinde asla algımızın dünyasından ayrılmayan derinlemesine gizemli yerlerini resimlerini yaptığını söyleyen Jeonglok Lee’nin Nabi’si, Stefano de Luigi’nin körlerin hem bizimkine benzer hem de başka biçimde; farklı hisler, farklı imgeler ve farklı renklerden oluşan, kendilerine has ve karanlık bir dünyaları olduğunu göstermek istediği Körler’i, Ursula Schuls-Dornburg’un Otobüs Durakları, Laleper Aytek’in Yük’ü, Fırıncı Reza Guel, Polis Memuru Seba Sahar, Pakistan’lı Meclis Üyesi Shinkai Karokhail ve Şarkıcı Pari Guhlami’nin fotoğrafları göz doyuruyor.







Polis Memuru Seba Sahar




Nabi
Otobüs Durakları



Körler

Meclis Üyesi Shinkai Karokhail

Otobüs Durakları

Serbest Düşüş



    Birbirinden ayrı hayatları birleştiren “Başka Hayatlar” fotoğraf sergisi, 15 Kasım tarihine kadar fotoğraf severlerin ziyaretine açık.


Fotoğraf - Haber : Su Özel






Yeldeğirmeni'nin Değişen Yüzü



Gençleşen semt Yeldeğirmeni


    Yeldeğirmeni, Kadıköy'ün merkezine çok yakın mesafede bulunan eski bir yerleşim yeri, belki de Kadıköy'ün bozulmamış gerçek yüzüydü. Yıllar önce ara sokaklarında tedirginlikle yürünen semt, şimdi sosyalleşmek için sokaklara taşan, elinde kahvesiyle kapı önlerinde sohbet etmeyi seven kitlenin uğrak yerlerinden biri oldu. Sıra sıra mekanlar, kahvaltıcılar, atölyeler, sanat evleri açıldı, işgal evleri kuruldu. Fakat Cihangir ve Karaköy'ün ardından dönüşümün adresi olan Yeldeğirmeni yine de geçmişten gelen samimiyetini taşıyor. Diğer popüler semtlerin aksine Yeldeğirmeni'ndeki bu değişim ''yenilenme'' olarak değil ''gençleşme'' olarak algılanıyor. Yabancıların ve gençlerin yaşamak için tercih ettiği yegane semt haline gelmiş durumda. Yapılar yıllara direnmeye devam ederken, içindeki hayatlar gün geçtikçe gençleşmeyi sürdürüyor. Mahalle kasabı, bakkalı, kahvesi ile eskinin mahalle kültürünü devam ettiren bir semtin yeni neslin hücmuna uğraması ile değişmesi kaçınılmaz oluyor.





''Hepimiz komşuyuz''

    Semtin eskilerinden Ekrem Niyazi Akın Yeldeğirmeni'ninde bakkal işletmecisi gençliğini bu semtte geçirmiş olan Akın aslen konyalı ama mahallesini memleketi bellemiş. Artık müşterilerim gençler diyor ve ekliyor '' Nüfus arttı buralarda merkezde olması itibariyle de tercih ediliyor, işimize yansıyor güzel oluyor. Mahalle kültürüne gelenler de ayak uydursa daha iyi olur biz burada hepimiz komşuyuz.''


Mahalle kültürü etkilendi mi ?

    Niyazi Akın soruyu şöyle yanıtlıyor. '' Etkilendi aslında çok taşınanlar oldu hep çocukluktan bildiğim insanlar başka yerlere gittiler. Eski esnaftan tutunabilen az kişi kaldı. Her geçen gün değişiyor buralar. Yinede bu kültürü devam ettirenlerde var tabii.''

Hayranlık uyandıran graffitiler 

   
    Yeldeğirmeni'ni çekici kılan bir başka öğe ise graffitileri. Ünlü sokak sanatçıları semtin duvarlarını süslüyor. Birçok apartman duvarında, kendisine hayran bıraktıran graffiti örnekleriyle karşılaşmanız mümkün.



Kadıköy'de bu yıl ikincisi düzenlenen Mural-İst (Duvar Sanatı)


    Son yıllarda hızla değişen ve Anadolu Yakası nın yeni gözdesi haline gelen Yeldeğirmeni'ninde bir süre daha bu canlanma devam edeceğe benziyor.









    
       


Fotoğraf - Haber : Arzu Vila

29 Ekim 2015 Perşembe



Arka Bahçe Yayınevi

 

 Çizgilerin 2.Altın Çağı

 

     Herkes çocukluğunda çizgi romanlarla haşır neşir olmuştur. 1933 yıllarında ilk kez basılmaya başlanan çizgi romanlar, 1950- 60’larda Marvel ve DC’nin kurulmasıyla altın çağını yaşadı. Altmış senedir hiç fire vermeden genel okuyucu kitlesini korumayı başararak sarsılmaz endüstrilerden biri oldu. Gelişen teknoloji ile birlikte çizgi romanlar da tüm dünyada geniş kitlelere ulaşmayı başardı.

                                             Çizgi Romanlar

    
     Gelişen bilgisayar teknolojisiyle birlikte çizgi romanlar da görsel açıdan daha çekici bir hal aldı. Eskiden klasik şekilde çizilip boyanan sayfalar, artık yerini dijital ortama bırakmış durumda. Bu durum, çizgi romanların daha hızlı üretilmesine olanak sağlıyor. Eskiden tüm aşamalarının el becerisiyle yapılmasından dolayı her şey ofiste yapılmak zorunda kalıyordu. Şuan internetin yardımıyla DC, Marvel, İmage gibi büyük fırmalar, başka ülkelerden insanlarla çalışabiliyor ve bu sayede  devasa bir çizgi roman dünyası yaratılıyor. Çizerler yeteneklerini sergileyebilecek bir alan buluyorken, şirketler de istedikleri kalitede kişilerle çalışabiliyor. Eskiden 3 ayda bir kez yayınlanan Star Wars serileri artık aylık, hatta aylık çıkan serilerin bir çoğu artık haftada 2 kez olacak şekilde yayınlanıyor. Türkiye’de yaşayan bir çok sanatçımız şuan Marvel, Image gibi firmalarla internet üzerinden işler yapıyor.

                                      Sinemada Çizgi Roman

    
    90’lar, süper kahraman filmlerinin en sık çekildiği yıllardı. Bu filmler, hikayelerinin “kitaplardaki” gerçekliği yakalayamamış başarısız girişimler olarak adlandırılıyor. Ancak son zamanlarda gelişen 3D ve Sanal gerçeklik teknolojileri sayesinde beyazperdede öne çıkan birçok film görüyoruz. Bunun yarattığı şansla büyük şirketler belli bir kitleye ulaştı ve süper kahramanlarını beyaz perdeye uyarlamaya başladılar. 2002’de Spider-Man serisinin başarısından sonra sektördeki değişimi gören Marvel ve Sony süper kahraman filmleri üzerinde yoğunlaşmaya başladılar. Sadece 13 – 14 senede başarılı başarısız yaklaşık 50’ye yakın süper kahraman filmi gösterime girdi. 

                                  Televizyonda Çizgi Roman

   
    Televizyonda çizgi roman sinemada olduğu gibi çok iyi reytinglere ulaşabiliyor. Örnek olarak  The Flash’ın en yüksek izlenme oranı 4.5 milyon ve ortalama haftalık rutini 3.5 milyonun üstünde. Aslında dizileri farklı kılan şey bu rakamlar değil. Onları farklı kılan, dizilerin sinemadan daha çok dünya çapında tercih edilmesi. 

                     Çizgi roman sektörü Türkiye’de ne durumda?

     
    Son dönemde ürünleri ve yayınlarıyla öne çıkan ArkaBahçe Yayın evinin sahibi Ahmet Kocaoğlu Türkiye'de çizgi romanın geldiği son durumu  "Şuan çizgi roman kahramanları dört bir yandan okuyucuyu vuruyor. Artık kıyafetlerden tutun mobilya eşyalarına kadar her yerdeler ve Türkiye’de bundan nasibini aldı. Şuan için Türkiye’de  çizgi roman 2.altın çağını yaşıyor. İnanılmaz bir ilgi var . Aileler çocuklarını bilgisayar karşısından kaldırmak için destekliyor. Orta yaşlılar çocukluğunda okuduğu devam ettiremediği tatları arıyor." diyerek açıklıyor.

Arka Bahçe Yayınevi


- Bu merak geçici bir heyecan mı?

- Ahmet Kocaoğlu:  "Dövizin en yüksek olduğu şu dönemde  bile raflarımız yetmediği için yer değiştirdik. Piyasadaki durumun olumlu yönde değişmesiyle birlikte daha da rahatlayacağımızı düşünüyorum. Ayrıca bizden, Jbc ve Gerekli Şeyler’den onlarca türkçe çizgi roman çıkıyor. Hatta Fables’ın türkçesini daha geçen hafta çıkardık ve şuan stoklarımız tükendi. Ön sipariş alıyoruz. Bir örnekte aylık ingilizce bülteni abone olup takip eden ikibine yakın üye listemiz var. Türkiye bu konuda geçiri bir heyecan olamayacak kadar tam anlamıyla gelişiyor."

  Süper kahraman film ve dizileri figür satışlarını etkiliyor mu?

 

     
     Caddebostan’da bulunan POW koleksiyon
 figür mağazasında yaptığımız röportajda mağaza yetkililerinden aldığımız cevap ise film ve dizi 
sektöründeki hareketliliğin satışlarını etkilediği 
yönünde oldu. Mağaza sorumlusu Erdem bey,
 ''Bizim satışlarımız bilakis onlar üzerinden ilerliyor.
 Mesela Yenilmezler filmi çıktığında bu mağazada 
bir tane Iron Man, Thor figürü bulamazsınız.
 Hem de en ucuzundan en pahalısına kadar. 
Yakın zamanda Super Girl’ün dizisi başladı 
ve kimsenin dikkatini çekmeyen şeyler şuan 
stoklarımızda kalmadı, sipariş almaya da 
devam ediyoruz.'' diye konuştu.



21 Ekim 2015 Çarşamba

Kurbağalıdere'de balıklar yüzmüyor


Uzun yıllardır temizleme çalışmaları yapılan ve geçtiğimiz yaz aylarında ıslah çalışmalarına tekrar başlanılan Kurbağalıdere hala can çekişiyor. Medyada yapılan haberlerde büyük ölçüde temizlendiği söylenen Kurbağalıdere’de balıkların yüzmesi bir yana, havaya yayılan koku çevre sakinlerinin sağlığını tehdit etmeye devam ediyor. Sabaha karşı 03.30 ile 06.00 saatleri arasında kanalizasyon kapaklarının açılarak dereye akıtıldığını belirten tekne sahipleri, derede herhangi bir balık türünün yaşamasının imkansız olduğunu söyledi.


Yaptıkları çağrılara rağmen belediye yetkililerinden geri dönüş alamadıklarını dile getiren çevre sakinleri, sorunun çözüleceğine inanmadıklarını söylüyor. Özellikle Yoğurtçu Parkı içinde yer alan kafenin ve çevredeki esnafın işlerini oldukça olumsuz yönde etkileyen Kurbağalıdere’nin ne zaman tamamen temizleneceği ise merak konusu.




                                        
      

14 Ekim 2015 Çarşamba

Vatandaşın Sandık Endişesi




            1 Kasım seçimlerine yaklaştığımız bu günlerde halkın sandıklara olan güveni nasıl ve en son yaşanan Ankara Katliamı güvenlik endişelerini ne düzeyde etkiledi insanlara sorduk. 

Sorularımızı yönelttiğimiz vatandaşlar sandık güvenliğinden şikayetçi olduklarını belirtti. Artan terör olayları siyasal kaotik ortamda seçmenlerin 1 Kasım seçimlerinde sandığa endişeli gideceğini gösteriyor.